Kadınlar Grevde: Sessizlikten Direnişe (Hatice ÖZBAY)

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Genç Avukatlar Meclisi tarafından düzenlenen etkinlikte, Feryal Saygılıgil ve Güliz Sağlam’ın yönetmenliğini yaptığı Kadınlar Grevde” belgeselini izledik. Yirmi yıl önce başlayan Novamed grevini konu alan gösterimin ardından yönetmenler ile Genç Avukatlar Meclisi Yürütme Kurulu üyesi L. Nalan Ermiş moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirildi.

Novamed, Alman sermayesine ait Fresenius Medical Care şirketinin Antalya Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren diyaliz ve tıbbi malzeme üretim fabrikasıydı. 2006 yılında büyük çoğunluğu kadın olan işçilerin başlattığı grev, 448 gün sürerek Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli kadın direnişlerinden birine dönüştü. Petrol-İş Sendikası öncülüğünde yürütülen bu direniş, Türkiye’de kadın işçilerin ağırlıkta olduğu en uzun ve en görünür grev deneyimlerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Belgeselin ardından yapılan söyleşide; yıllar önce Antalya Serbest Bölgesi’nde yaşanan Novamed grev anlatısı ile bugün hâlâ güncelliğini koruyan sendikasızlaştırma politikaları, güvencesiz çalışma koşulları ve kadın emeğinin görünmezleştirilmesi de konuşuldu. Novamed işçilerinin direnişi yeniden hatırlanırken, sendikalı yaşamın yalnızca ücret meselesi olmadığı; insanca çalışma koşulları, söz hakkı, beden üzerindeki denetimin kırılması ve dayanışma kültürü açısından da yaşamsal bir önem taşıdığı vurgulandı.

Belgeselde anlatılanlar yalnızca geçmişe ait bir fabrika hikâyesi gibi durmuyor. Bir kadının tuvalete gitmek için bile süre hesabı yapmak zorunda kaldığı, reglini saklayarak çalıştığı, hamileliğini bile üretim planına göre düşünmeye zorlandığı bir çalışma rejimi çıkıyor karşımıza.

Aradan yıllar geçmiş olsa da kadın işçilerin anlatıları hafızadaki yerini korumaya devam ediyor. Çünkü Novamed’de yaşananlar, kadın emeğinin nasıl disipline edildiğini bütün çıplaklığıyla görünür hale getiriyor. Tam da bu nedenle Novamed grevi bugün yeniden gündeme geliyor; çünkü kadınların işyerlerinde maruz kaldığı baskılar, düşük ücret politikaları ve güvencesiz çalışma biçimleri farklı sektörlerde hâlâ sürüyor.

Etkinlik boyunca sık sık vurgulanan noktalardan biri de şuydu: Novamed yalnızca geçmişte kalmış bir grev değil, kadınların örgütlü mücadelesinin hafızasıdır. O hafıza bugün yeni kuşak kadınlara, genç hukukçulara ve emek mücadelesi verenlere deneyim aktarmaya devam etmektedir.

Belgeselde konuşan kadınların büyük çoğunluğu daha önce sendikal deneyim yaşamamış, hak kavramıyla doğrudan temas etmemiş kadınlardı. Birçok kadın kendi emeğini “asıl iş” olarak bile görmeden sadece çalışıyordu. Fabrika, ev ekonomisine katkı sunulan geçici bir alan gibi düşünülüyordu. Grev kararıyla birlikte yalnızca çalışma koşullarına bakışları değil, hayatla kurdukları ilişki de değişmeye başladı. Grev ilerledikçe kadınlar yalnızca ücret üretmediklerini, hayatı taşıyan görünmez emeğin de parçası olduklarını fark etmeye başladılar.

Serbest bölgenin disiplinli, kapalı ve denetimli yapısı içinde sessizlik neredeyse çalışma koşuluna dönüşmüştü. Kadınlardan yalnızca üretmeleri değil; itaat etmeleri, ses çıkarmamaları, bedenlerini bile üretim planına göre düzenlemeleri beklenmekteydi.

Belgeselin en çarpıcı damarlarından biri, kadınların başlangıçta yaşadıkları baskıyı “normal” sanmaları.

Hamileliğin sıraya bağlanması…
Tuvalet sürelerinin denetlenmesi…
Şeflerin aşağılayıcı dili…
Regl dönemlerinin sorun gibi görülmesi…
Düşük ücret…
Sürekli baskı ve tehdit altında çalıştırılma…

Bütün bunlar önce bireysel sorunlar gibi yaşanır. Ancak grev süreci ilerledikçe kadınlar kendi yaşadıklarının tek tek kişisel hikâyeler değil, ortak bir sömürü düzeninin parçası olduğunu fark etmeye başlar.

İşte burada ataerki ile sermaye ilişkisi görünür hale gelir. Çünkü Novamed’de kadın işçiler yalnızca emekleri üzerinden değil, kadınlık halleri üzerinden de denetlenmektedir. Belgeselin en önemli ve güçlü taraflarından biri, patriyarkanın fabrikada nasıl örgütlendiğini göstermesidir. Kadın bedeni üretim disiplininin doğrudan parçası haline gelir. Ne zaman doğuracağına, ne kadar süreyle tuvalete gideceğine, nasıl davranacağına kadar uzanan bir denetim vardır.

Bu yüzden Novamed grevi yalnızca sendikal bir direniş değildir. Aynı zamanda kadınların ilk kez kendi seslerini duymaya başladıkları bir süreçtir. 

Belgeselde grev ilerledikçe kadınların değişimi iyice görünür olur: Başta kameraya çekinerek konuşan kadınlar zamanla slogan atan, basın açıklaması yapan, haklarını savunan, patronla ve polisle yüzleşen kadınlara dönüşür. Ev içinde “sessiz” kalmaya alışmış birçok kadın ilk kez kamusal alanda söz kurmaya başlar.

Ve bu dönüşüm yalnızca fabrika kapısında yaşanmaz. Evlerin içinde de sürer.

Bazı kadınlar greve çıktıkları için eşlerinden, ailelerinden baskı görür.
Bazıları “kadının yeri sokak değil” denilerek küçümsenir, hatta aşağılanır.
Bazıları ilk kez gece geç saatlere kadar direniş alanında kalır.
Bazıları ilk kez başka kadınlarla kolektif bir yaşam deneyimi kurar.

Örneğin Naciye Bender’in anlatılarında çok güçlü bir bilinç hattı var. Grevi yalnızca maaş meselesi olarak değil, kadın emeğinin görünürlüğü açısından tanımlıyor: “Biz greve çıkınca kadın emeği görünür oldu.”

Belki de bu yüzden Novamed’in hafızası yıllar geçmesine rağmen canlılığını koruyor. Çünkü orada kadınlar yalnızca patrona karşı değil, yıllardır üzerlerine çöken sessizliğe karşı da direnmiştir.

Sermaye için avantaj olan şey, işçiler için çoğu zaman görünmez bir kuşatma anlamına geliyor. Ucuz işgücü, denetimsiz çalışma rejimi ve sessizlik… Novamed kadınları işte böyle bir yerde çalışıyordu.

Söyleşide Feryal Saygılıgil’in anlattıkları da bu görünmezliği tamamlıyordu. Serbest bölgeye girmenin bile neredeyse imkânsız olduğunu, belgeseli ancak Petrol-İş Sendikası’nın desteğiyle çekebildiklerini anlattı. Dışarıya kapalı bu üretim alanlarında yalnızca emek değil, görünmezlik de örgütleniyordu. Saygılıgil, Petrol-İş’in örgütlenme alanını Nejla Akgökçe’ye bırakmasının da bu süreçte belirleyici olduğunu vurguladı. Kadın işçilerle kurulan bağın, feminist dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin belgeselin hafızasını büyüttüğünü söyledi.

Bir ped değiştirmenin bile telaşa dönüştüğü anlar vardır kadınların hayatında. Süre tutulan tuvaletler, aceleyle kapanan kapılar, üstlerine sinen stres… İnsan bazen yalnızca birkaç dakika nefes almak ister. Bir sigara molası, kahve içmek istemek, sessizce oturmak, kimseye açıklama yapmadan bedenini dinlemek… Ama kadınlardan hep üretmeleri beklenir. Yorulmadan, aksatmadan ve görünmeden.

Belki de bu yüzden Novamed’de anlatılanlar bana uzak gelmedi. Kadınların yorgunluğu birbirine benzer. Çünkü o fabrikanın içinde yaşanan baskının parçaları, başka hayatların içine çoktan dağılmış durumda.

Gece uykusunu tam alamadan gidilen işyerleri…
Evde ne pişeceğini günler öncesinden düşünmek…
Çocuk, iş, bakım, yetişme telaşı…
En önemlisi de hepsine yetişmeye çalışırken kendine yetememe hissi…
Ve bütün bunların sonunda alınan ücretin bile aslında hak edilen ücret olmadığını bilmek…

Belki de Novamed’in en önemli tarafı buydu. Kadınlar yalnızca greve çıkmadı; kendi hayatlarına başka bir yerden bakmayı öğrendi. Sessizlikle kurdukları ilişki değişti. Patronla, eşle, devletle, bedenleriyle kurdukları ilişki değişti.

Aradan yıllar geçti. Fabrikalar değişti, şirket isimleri değişti, üretim modelleri değişti. Ama kadın emeği hâlâ düşük ücret, güvencesizlik, mobbing ve görünmez bakım yükü altında ezilmeye devam ediyor. Belki de bu yüzden “Kadınlar Grevde” bugün hâlâ yeniden izleniyor. Çünkü Novamed yalnızca bir fabrikanın adı değil, yıllarca sessiz kalmaya zorlanan kadınların ilk kez kendi seslerini duyduğu yerlerden birinin adı.

Hatice Özbay’ın 19 Mayıs 2026 tarihli yazısından alınmıştır

https://kadinvardiyasi.org/kose-yazilari/kadinlar-grevde-sessizlikten-direnise

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Leave a reply

Sosyal Medya
  • Facebook38.5K
  • X Network32.1K
  • Behance56.2K
  • Instagram18.9K

En Son Yazılarımızdan İlk Siz Haberdar Olun!

E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şurayı inceleyin:Gizlilik Politikamız

Advertisement

Loading Next Post...
Takip Et
Search Trending
Şimdi Popüler
Loading

Signing-in 3 seconds...