
Hayatınızın bir noktasında “patriarka (ataerki)” kavramıyla karşılaşmış olmalısınız. Belki okulda, sosyal medyada, bir sohbette ya da okuduğunuz bir kitapta. Belki de ilk kez bizden duyuyorsunuz. Nereden duymuş olursanız olun bu kavram hakkında gerçekten ne biliyoruz? Bu yazı dizisinde patriarkanın tanımını, kökenlerini, hangi kaynaklardan beslendiğini ve günümüzde hayatlarımızı nasıl şekillendirdiğini birlikte inceleyeceğiz.
Bu konuya olan merakım yaklaşık üç yıl önce ARAMIZDA Derneği’nin düzenlediği bir eğitim programıyla başladı. Aylarca süren eğitimler, okuduğum yayınlar ve zaten çocukluğumdan beri gözlemlediğim, ancak zamanla sıradanlaşmış durumlara dair kritik bir soruyu su yüzüne çıkardı, “Tarihin hemen her döneminde ve yaşamımızın her alanında erkeklerin zirvede olduğu bu hiyerarşik yapı (kategorizasyon) nasıl ve neden oluşmuştu?”
Bu süreç beni onlarca kitap okumaya, video ve podcast dinlemeye yöneltti; eminim ki bu yazı dizisi boyunca daha pek çoğunu okuyup dinlemeye devam edeceğim.
Haftalarca sürecek olan bu yazı dizisine başlamadan önce vurgulamak istediğim birkaç önemli nokta var. Öncelikle ister patriarka savunucusu, ister karşıtı, isterseniz de sadece meraklı bir okuyucu olun, burada bulunma amacımızın patriarkayı birlikte öğrenmek, anlamak, hakkında sağlıklı fikir yürütmek ve söz söyleyebilmek olduğunu unutmayın.
İkincisi, burada okuyacağınız her şey öncelikle patriarka (ataerki) ile ilgilidir, erkeklerle değil. Elbette erkeklerden bahsedeceğiz, ancak temel olarak eleştirdiğimiz şey patriarkal sistemdir.
Bir diğeri, bu yazı dizisine başlarken ana motivasyonum; tüm kadınlar, LGBT+ bireyler, kız ve oğlan çocuklarımız ve erkekler için, cinsiyetimiz ne olursa olsun hepimizin gelişmesine olanak sağlayan, daha adil, eşitlikçi ve yaşanabilir bir dünyanın yaratılmasına ufak bir katkıda bulunabilmektir.
Son olarak, ne zaman birileriyle bu konuları konuşmaya başlasam sohbetin kısa sürede karşılıklı yanlış anlaşılmaların sebep olduğu bir öfkeyle kesildiğini gözlemledim. Bunun üzerine düşünürken, aynı sözcüklere farklı anlamlar yüklediğimiz için bu hayal kırıklıklarını yaşadığımızı fark ettim. Benim patriarkaya yüklediğim anlam ile konuştuğum kişilerin kavramlara yüklediği anlam farklı olabilirdi. Örneğin patriarka dendiğinde benim aklıma İran Devrim Muhafızları gelirken bir başkasının aklına sevgi dolu dedesi geliyor olabilirdi. Bu nedenle kavramlara yüklediğimiz anlamları mümkün olduğunca ortaklaştırmamız gerektiğini düşündüm ve her zaman güvendiğim bir yöntem olan sözlüğe başvurmayı uygun gördüm.
Şimdi bu girişin ardından patriarkanın sözlük anlamına bakıp, ne olup ne olmadığına dair temel bilgilerle bugünkü yazımızı sonlandıralım.
Patriarka (Ataerki) Sözlük Anlamı
TDK’ya göre ataerki, soyun baba çizgisiyle takip edildiği ve toplumsal düzende erkeklerin egemen olduğu, kadınların ise çoğunlukla dışarıda tutulduğu bir düzeni ifade eder. Bu sistemde aile reisinin (baba) soyu, mirası, çocukları ve eşi üzerinde tam yetkisi bulunur.
Ataerkil Sistemin Özellikleri
• Soy ve miras: Soy baba soyundan takip edilir ve miras erkek çocuklara geçer.
• Egemenlik: Toplumda ve ailede erkekler yönetici konumdadır, kadınlar ise genellikle yönetilen konumdadır.
• İktidar: Ailenin ve evin yönetimi, mülkiyeti ve kontrolü erkeğin elindedir.
• Toplumsal roller: Erkeklere avcılık, askerlik, yöneticilik gibi roller verilirken kadınlara annelik, ev kadınlığı gibi roller verilir (bu roller toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde şekillenir).
• İsim: Ataerki kelimesi “ata” (baba, dede) ve “erk” (iktidar) kelimelerinin birleşiminden oluşur
Türkçe: Patriarka sözcük olarak TDK sözlükte yer almıyor. Onun yerine aynı anlama gelen “ataerki” sözcüğünü bu yazı dizisi boyunca birbirlerinin yerine kullanacağız.
Patriarka Tüm Erkeklere Mutlak Bir Rahatlık Sunar mı?
Bizde ve birçok toplumda bir bebeğin erkek olarak doğması, kadınlara göre yüksek bir statüye sahip olması nedeniyle hayatı boyunca birtakım ayrıcalıklara sahip olacağı anlamına gelir. Bu çocuk, kadınlardan nefret anlamına gelen mizojenik bir kültürde büyüyebilir. Bu kültürde ona, kadınların aşağı ve güvenilmez olduğu, dolayısıyla erkeklerin onlardan sorumlu olması ve onları kontrol etmesi gerektiği öğretilebilir.
Başka bir çocuk, kadınların zayıf ve hassas olduğu, dolayısıyla korunması gerektiği için yine erkeklerin onlardan sorumlu olması gerektiğini öğreten korumacı ataerkil bir kültürde büyüyebilir. Kadın düşmanı (mizojenist) ataerkillik ve korumacı ataerkillik farklı inançlardan temellense de sonuç olarak erkekleri kadınlardan sorumlu, denetleyici ve üst bir konuma yerleştirir.
Bazıları şunu diyebilir, “Hey! Bir dakika! Bir erkek olarak bu ayrıcalığı ve gücü hissetmiyorum. Hatta tam tersini hissediyorum.”
Bu, mantıklı bir itiraz! Zaten patriarkada tüm erkeklerin rahat bir hayat sürdüğünü söylemiyoruz.
• Örneğin süreğen bir hastalığa sahip erkek çocuğu sağlıklı bir kız çocuğundan daha zor bir hayat sürebilir.
• Yoksul bir erkek maddi kaynaklara sahip bir kadına göre daha zor şartlarda yaşayabilir.
• Sınıf sistemi ve etnik hiyerarşilerde alt sınıflara mensup erkeklerin üst sınıftaki kadınlardan daha zor şartlarda günlük hayatlar sürdürdükleri bilinen bir gerçektir. Ancak evleri hariç!
Sınıf ve etnik kökeni alt gruplardan olan erkekler zorlu bir hayat yaşarken, eve geldiklerinde kendileriyle aynı etnik köken ve sınıfa dahil kadınlar üzerinde otorite ve ayrıcalık sağlayan cinsiyete dayalı bir hiyerarşi içinde konumlanırlar.
Kadınlar da tıpkı erkekler gibi sınıf ve etnik köken ayrımcılığına, fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara maruz kalabilirler. Ancak bütün bunların üzerine bir de toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık eklenerek hayat kadınlar için daha da zor bir hâle gelir.
Patriarka ile ilgili birkaç önemli ayrımı daha netleştirelim.
• Tüm erkekler lider değildir; Patriarka tüm erkeklerin liderlik pozisyonunda olduğu anlamına gelmez. Patriarkanın işleyişi; küçük bir erkek grubunun diğer erkekler ve tüm kadınlar üzerinde otorite kurması, ayrıcalıklara sahip olması ve birçok nedenden dolayı (etnik, sınıfsal) diğer erkekleri dışlaması ve baskılamasıyla ilgilidir. Bu adil olmayan ve birçok acıya sebep olan bir işleyiştir.
• Ayrıcalıklardan feragat edilebilir; Her erkek, hayatındaki kadınlar üzerindeki otorite ve ayrıcalığını kullanmaz. Birçok erkek sırf erkek olarak doğduğu için kazanılmış ayrıcalıklardan rahatsızlık duyabilir ve kendi istekleriyle bu ayrıcalıklardan feragat edebilir. Örneğin 1936’da sevdiği kadınla evlenmek için Birleşik Krallık tahtından çekilen VIII. Edward gibi. Ancak unutulmamalıdır ki bu haklar onlara “doğumda”, sadece erkek doğdukları için tanınmıştır.
• Kadınlar güç sahibi olabilir; Patriarka hiçbir kadının güce sahip olmadığı anlamına gelmez. Tansu Çiller, Meral Akşener, Margaret Thatcher veya kendi evlerinde çok cesur olan annelerimizi ve büyük annelerimizi düşünelim. Bu kadınların çok fazla güçleri vardır, ancak aynı zamanda güçsüzlerdir de. Çünkü onlar kadın olmalarına rağmen bu güce sahiptirler. Yani çerçevesi erkekler tarafından, erkekler için çizilmiş bir senaryoda kadın olmalarına rağmen var olurlar.
Örneğin o çok cesur büyük annelerimizi düşünelim. Herkesin, hatta kocasının saygınlığını bile kazanmış olabilir ama evlenmek için bir erkek tarafından, kendi ailesinden bir erkekten istenmiştir. Veya benim ve birçoğumuzun ailesindeki gibi bayramlarda kocasının elini öperek ona itaatini bildirir.
Bu durumların artık var olmadığını, feodal kalıntılar ya da dini etkenlerle sınırlı olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak feodal ya da dindar olmasanız bile laik dünyadaki hemen her alan binlerce yıllık bu ideolojiden kalan ataerkil kalıntılar taşımaktadır. Bunu hukuk sistemimizde, toplumsal, siyasal, ekonomik hayatımızda, dilimizde, alışkanlıklarımızda, ilişkilerimizde vb. her yerde gözlemleyebiliriz.
Şunu da vurgulamak gerekir, patriarka, tüm erkeklerin kötü ya da tüm kadınların iyi olduğunu söylemez. İnsan olmak karmaşık bir şeydir; herkesin iyi ya da kötü yönleri vardır. Unutmayalım ki patriarka bir sistemdir. “Bir grup erkeğe güç sahibi olması için ayrıcalık tanıyan ve diğer herkesi çeşitli şekillerde dışlayan hegemonik bir sistem.”
Son olarak bugün kadınlar olarak yeterince hakkımız olduğunu, kadın mücadelesine gerek olmadığını söyleyen kadın ve erkeklere bir şey söylemek istiyorum.
1931 İngiltere’si. Kadınlar 3 yıldır oy kullanıyor. Bizim bu hakkı edinmemizden 6 yıl önce. Virginia Woolf o dönem İngiltere’de önemli bir yazar ve düşünce lideri. Kendisinden iş gücüne yeni katılan kadınlara bir konuşma yapması isteniyor. Konumuz ‘kadın meslekleri’ deniyor. Woolf konferansa gidiyor ve daha önce kadınların hiç başaramadığı biçimde iş gücüne katılan, gözleri ışıl ışıl o genç kadınlara bakıyor ve şöyle diyor;
‘’Tarihte ilk kez birçok farklı meslek icra eden kadınlarla çevrili bu salonda bulunmak olağanüstü önem taşıyor. Ama hepimizin vereceği bir sonraki savaş; geleneklerimiz, alışkanlıklarımız ve kendi zihnimiz olacaktır. Çünkü arkamızdan yaklaşıp sürekli ‘sempatik ol; şefkatli ol; dalkavukluk yap; kandır; kadınlığımızın tüm sanatlarını ve hilelerini kullan; kimsenin kendi aklın olduğunu tahmin etmesine asla izin verme; her şeyden önce saf ol, uyumlu ol’ diyen ‘evdeki meleği’ öldürmemiz gerek.’’
Çünkü hepimizin zihninde yaşayan ataerkil düzen bu şekilde işliyor. Bu anıyı seviyorum çünkü bir şekilde şu kazığa bağlanmış at metaforunu örnekliyor. Kazığa bağlanmış at, kazığı çıkaracak güce sahiptir ama sahibi ipini ne kadar uzatırsa o kadarlık bir alanda dönüp durur. Bir süre sonra kazığı çıkartsanız bile o alanın dışına çıkmayacaktır. Çünkü sınırlamaları kendi zihnine yerleştirmiştir. Artık kazığa bile ihtiyaç yoktur. Yani artık patriarkayı sürdürmek için ayrımcı kanunlara bile ihtiyaç yoktur. Aklımızda sadece anne babamızdan gördüklerimiz ve büyük anne-babalarımızın bize anlattıkları var. Belli işlevleri yerine getirip getirmeme konusunda kendimiz için öngörebildiğimiz tek şey onlar. Ama tabii ki bu kalıpları kırmak, bize çizilen sınırların dışına çıkabilmek ve kız ve oğlan çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için cesaretle zihnimizi eleştiriye açabilmemiz hepimiz için birçok şeyi değiştirebilir.
“Patriarka Doğal Mıdır?’’ sorusuna birlikte yanıt bulmaya çalışacağımız bir sonraki yazımızda buluşuncaya dek hoşçakalın.
İlkay Akgün McMullen
KAYNAKLAR
1. Gerda Lerner, The Creation of Patriarchy
2. Türk Dil Kurumu Sözlüğü
3. Riane Eisler, Kadeh ve Kılıç
4. https://speakola.com
5. Amy McPhie Allebest, Breaking Down Patriarchy







Pingback: 2- PATRİARKA (ATAERKİ) DOĞAL MIDIR? – Matriarkanın İzi
Pingback: 3- NEREDEN ÇIKTI BU PATRİARKA? – Matriarkanın İzi