KADIN OLMAK

adminGündemKültür - Sanat2 weeks ago88 Views

Bayağı uzunca bir süredir yazmak konusunda düşünüyorum. Yazının bulunuşundan beri
(yaklaşık MÖ 3500-3200 yıllarında Mezopotamya’da (günümüz Irak toprakları) Sümerler
tarafından icat edildi) insan neden yazmaya ihtiyaç duyar? Ya da bu soruyu; insan yazmaya ihtiyaç
duyduğu için mi yazıyı icat etmiş? Şeklinde de sorabilirim. Bu soruya verilecek bir dünya cevap
vardır muhakkak. Benim vereceğim yanıt; yazmak kişinin en rahat duygu ve düşüncesini ifade
ettiği bir araç olduğu için, konuştuğunda belki kendini dinleyecek- anlayacak birini bulamadığı için
ya da kendinden şimdiye, geleceğe geniş insan yelpazesine bir iz bırakmak olabilir.


Yazının başlığı ile alakası olmayan bir giriş oldu sanırım. Derdim yazmak üzerine kafa yormak
değil. Bir süredir kadın konusunda yazılar okuyorum, feminizmi kendi ölçeğimde anlamaya
çalışıyorum. Tam anlamıyla kendimi feminist ya da sosyalist feminist olarak konumlandıramam.
Pratik olarak da bu tür oluşumlarda yer almadım. Kavramlar, kavramlara yüklediğimiz anlamlar ve
bunları kendi politik duruşumuza eklemlediğimiz yerlerde de sorunlar olduğunu düşünüyorum. Bu
yüzden kendimi bu oluşumların içinde var etmedim. Ama benim de bu eril toplum ve eril dünyayla
sıkıntılarım var. İşte yazmak tam bu noktada gereklilik oldu şu an.


Yedi – sekiz yıldır doğa yürüyüşleri yapıyorum, son bir iki yıldır da giderek sportif amaçlı dağcılık
ve kaya tırmanışları ilgimi çekmeye başladı. Fakat her alanda olduğu gibi buralarda da kadın
olmanın ve bir kadın olarak bu tür faaliyetlerde yer almanın ne kadar zor olduğunu
deneyimliyorum. Ha diyeceksiniz ki, bu tür doğa yürüyüşlerine katılanların %80 i kadın. Evet hafta
sonları kadınlar artık özellikle de çalışan kadınlar kendilerini çamaşır, bulaşık, ütü, ev temizliği
görevinden azat edip doğaya salmaya başladılar. Hoş benim böyle bir görevim hiç olmadı. Bir aile
kurup, eş ve çocuk sahibi olmak gibi özelliklere sahip olmadığımı yirmili yaşlarımda anlamıştım.
Bunun bir yetenek olduğunu 50 li yaşlarımı devirmek üzere olduğum şu günlerde anlıyorum. Bir
adamla tanışıp, onunla bir gelecek planlayıp yetmezmiş gibi bir de ondan çocuk yapmak hem
cesaret hem yetenek. Bunu hemen hemen çoğunluk yapıyor diyeceksiniz. Evet yapıyor ama
olmuyor. Olmamasının nedenleri tabii ki yine erkek- kadın olgusunun aile içinde ve toplumdaki
konumlanışından kaynaklı. Bu kadınların çoğu zaman aile olmaya zorlanması ya da kadının
çocukluğundan beri kafasına kazınan iyi aile kurup kocasına iyi bir eş olması gerekliliğini dayatıyor.
Yani bu bir dizi çelişki içinden sıyrılıp mutlu aile görüntüsü yaratmanın ve bunu yaratanın da kadın
olmasının kadının bir yeteneği olduğunu anlamaya başladım.


Neyse ben tekrar basit doğa yürüyüşlerinden dağcılık ve kaya tırmanışına uzanan hikayem de
manipülatif erkek davranışının bu sporda benim üzerimdeki olumsuz etkisinden bahsetmek
istiyorum. Şehirlerin tekdüze sıkıcı ve kasvetli havasından kendimi doğaya atma isteğiyle başlayan
hiking maceram trekkinge dönüştüğü sıralarda uzun zaman dağcılık yapmış bir erkek beni bir zirve
faaliyetine katılmam için ikna etti. Katılacağım zirve aslında dağcılık tecrübesi isteyen teknik iniş
gerektiren Türkiye’nin zor birkaç zirvesinden biri imiş. Bana böyle anlatmadı tabii. ‘Yok yaa zor değil
yaparsın’ tarzı bir ifade ile yola çıktık. Tabii o zor zirve faaliyetinden nasıl sağ olarak aşağı indiğime
hala inanmıyorum. Profesyonel bir dağcı için belki orası klasik bir dağ tırmanışı olabilir. Benim için
ise bir kâbustu resmen. Anlatmak istediğim şey bu değil tabii. Bu erkeğin amacının benim o
faaliyeti yapamayacağımı bilmesine rağmen beni oraya çıkartıp, benim o kayanın üzerinde can
havliyle düşmemek için ona tutunacağımı hesaplayıp, orama burama dokunup sonrasında da ‘
bak hayatını kurtardım’ diyerek benimle bir ilişki başlatmak olduğunu anladım. Tabii ki bu olay beni
çok sarstı ve onu reddettim. Bunun üzerine bir de beni ‘zaten tırmanamadı, nereye basacağını
bilmiyor, ben kurtardım, ben olmasam düşecekti’ diyerek herkesin içinde aşağıladı. Bu dağcının
dağlara birlikte çıktıkları samimi arkadaşı olan dağcıya arkadaşının beni kayada taciz ettiğinden
bahsettim onun verdiği cevap ise’ dağda olan dağda kalır bundan kimseye bahsetme’ oldu.

Bu yaşadıklarımı o sıralar görüştüğüm kadın hareketi içinde yer almış öykü yazarı bir kadın
arkadaşıma bahsettim o da bana bu adamı ifşa edelim, bu yaptığı yanına kalmasın demişti. Bana
bela olur diye uğraşmak istemedim. Dahası belki de bir sürü yalan söyleyip kendi gibi birçok erkek
taraftar bulacağı bu kulüp ortamında beni rezil edecekti. Bir de eril zihniyete sahip kadın düşmanı
kadınlar var tabii. Bu erkek benimle arası bozuk olan, benim özel hayatımla ilgili çok şey bilen bu
tip bir kadınla da bayağı samimi idi. Sonuç olarak o kulüpten uzaklaşmak benim için en iyisiydi.
Oradan uzaklaştım bir taraftan da hırs yaptım. Bir erkeğin teşviğine gerek duymadan ( tacize
uğramadan ) kendi başıma kayalara dağlara tırmanabilirdim. Pek de öyle olmadı bu ortamlar
birbirinin aynı. Sadece mekanlar değişik davranış kalıpları aynı. Başka kulüplerde de aynı sorunları
yaşamaya devam ettim.

Bir şey daha ilginç; ben normalde kendi politik düşünceme yakın olmayan
erkeklerle çok muhatap olmam. Ama ne yazık ki bu tarz davranışlar kendine sosyalist, Marksist
diyen erkekler tarafından yapılıyor. Daha bugün aynı şeyi yine yaşadım. Bana ilgisi olduğunu
hissettiğim ve kendimden uzaklaştırmaya çalıştığım ve bunu başardığımı sandığım bir erkek ;
tırmanış esnasında gayri ihtiyari fiziksel temaslardan rahatsız olduğumu ve iyi niyetle bile olsa
bunu asla yapmaması gerektiğini ona defalarca anlatmama rağmen bugün aniden elini belime
dolayıp arkamdaki magnezyum torbasından toz avuçladı sanki ben onun sevgilisiyim ve ona izin
vermişim gibi davrandı. Bundan rahatsız olduğumu sinirli bir şekilde söylediğimde bana ne dese
beğenirsiniz. ‘’ böyle şeyler normal sen çok abartıyorsun biz seninle sohbet ediyoruz ne olmuş
yani’’ Onunla sohbet ettim diye bana dokunmayı kendinde hak görüyor. Ve beni hassas olmakla
yargılıyor. Erkekler Kadınlara yapıştırdıkları bu hassasiyet, asabiyet, aşırı gerginlik sıfatlarını koro
halinde tekrar ede dursunlar.

Biz kadınlar ne yapmalıyız?


Biz kadınlar birebirimize destek olup sahip çıkmalıyız. Sosyal yada politik ortamları erkeklerin
tacizi ve tahakkümüne teslim edip o alanları terk etmemeliyiz. Yaptıklarından utanıp gitmesi gerken onlar .

Dağ Çiçeği

1 Votes: 1 Upvotes, 0 Downvotes (1 Points)

Leave a reply

Sosyal Medya
  • Facebook38.5K
  • X Network32.1K
  • Behance56.2K
  • Instagram18.9K

En Son Yazılarımızdan İlk Siz Haberdar Olun!

E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şurayı inceleyin:Gizlilik Politikamız

Advertisement

Loading Next Post...
Takip Et
Search Trending
Şimdi Popüler
Loading

Signing-in 3 seconds...