Geçmiş Yeniden Yazılıyor, Merkezde Kadınlar Var İnsanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük, yalnızca arkeolojinin değil, toplumsal cinsiyet tarihinin de yeniden yazılmasına yol açacak bulgularla gündemde. Uzun yıllar boyunca
Geçmiş Yeniden Yazılıyor, Merkezde Kadınlar Var İnsanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük, yalnızca arkeolojinin değil, toplumsal cinsiyet tarihinin de yeniden yazılmasına yol açacak bulgularla gündemde. Uzun yıllar boyunca
Merhaba sevgili okur… Bilindiği üzere, 25 Kasım sadece takvimde yer alan herhangi bir gün değil, öldürülen kadınların isimlerinin taşlara kazındığı, hayatta kalanların seslerini ısrarla yükselttiği, bizimse içimize attığımız öfkeyi kolektif
On yıllardır eşcinsellik ve trans varoluşlar birer suç, hastalık ve utanç kaynağı olarak görülüyor. Onur, kişinin kendi kimliğini gizlemeden, korkmadan, açıkça yaşayabilmesini temsil eder. Onur, her insanın eşit şekilde yaşam
Edebiyat yalnızca aşkların, kahramanların, sarayların ya da bireysel acıların anlatıldığı bir alan değildir. Edebiyat aynı zamanda sınıfın, emeğin, yoksulluğun, sömürünün ve direnişin de aynasıdır. Çünkü insan hangi çağda yaşarsa yaşasın;
Rojava’ya dönük saldırılar anlatılırken hâlâ “denge”, “süreç”, “güvenlik” gibi kelimeler dolaşıma sokuluyor.Ama bu kelimeler gerçeği örtüyor. Gerçek şu ki hedefte olan, kadınların kazandıklarıdır. Bugün bu saldırıların merkezinde, Kürt kadınlarının Rojava’da
Tarihsel Bir Kesinti Olarak 1 Mart : 1 Mart 2003, Türkiye siyasal tarihinde yalnızca bir parlamento oylaması değildir. Bu tarih, sermaye birikim rejiminin savaş yoluyla yeniden düzenlenmesine karşı ortaya çıkan
Biz kadınlar olarak emeğimiz, hayatımız ve özgürlüğümüz için alanlarda olacağız. Biz kadınlar artık biliyoruz ki: Yaşadıklarımız münferit değil, şiddet kader değil. Yoksulluk tesadüf değil, “tükenmişlik” kişisel bir “baş edememe” hâli
Şiddet kavramı, en temel anlamıyla, güçlünün zayıf üzerinde uyguladığı baskı, işkence, güç gösterisi, can yakma ve nihayetinde zayıfı yok etme çabasıdır. Peki, bu yok etme isteği nereden kaynaklanmaktadır? İnsanlık tarihi
Eşitlik, ancak sesi susturulanlar konuştuğunda mümkündür. Toprağın Tuzu (Salt of the Earth, 1954), yalnızca bir emek mücadelesi filmi değil; sınıf mücadelesinin içindeki görünmez cinsiyet eşitsizliğini açığa çıkaran radikal bir feminist
Raya Dunayevskaya’nın “Rosa Luxemburg: Kadınların Kurtuluşu ve Marx’ın Devrim Felsefesi” adlı kitabı, Rosa Luxemburg’u yalnızca tarihsel bir devrimci figür olarak değil; kadın özgürlüğü, sınıf mücadelesi, demokrasi, devrim ve insanın özgürleşmesi






