
2025 “Aile Yılı” olarak ilan edildi. Devletin bütün kurumlarıyla, bakanlıklarıyla, propagandasıyla, billboardlarıyla duyurduğu bir yıl.
Ama kadınların hafızasında 2025, Aile Yılı değil: Şiddet Yılı, Kırım Yılı, Yas Yılı olarak yer aldı...
Çünkü bu ülkede aileyi kutsayanlar,
kadınların yaşam hakkını korumadı.
Bu yılın sadece Kasım ayında erkekler:
• 25 kadını öldürdü,
• 6 çocuğu öldürdü,
• 33 kadını yaraladı,
• 23 çocuğu istismar etti,
• 9 kadını taciz etti,
• 20 kadını seks işçiliğine zorladı.
Bu rakamlar bir rapor değil, bir çığlıktır.
Bu çığlık, devletin “aileyi koruma” politikalarının altında kadınların nasıl yalnız bırakıldığını, kurumsal şiddetin nasıl meşrulaştığını, erkek şiddetinin nasıl sistematik hale getirildiğini gösteriyor.
Aile Yılı: Şiddetin Yalıtıldığı, Kadınların Susturulduğu Bir Yıl
Devlet 2025’i “Aile Yılı” ilan ederken ne yaptı biliyor musunuz?
Kadının bireyliğini değil, aile içindeki konumunu kutsadı.
“Eş, anne, bakım veren, fedakâr…”
Bu sıfatların dışına çıkan kadını zaten sistem dışına atan bir zihniyetten ne beklenirdi?
Bu ülkede “aile” kutsandıkça kadınların yaşam hakkı yok sayılıyor.
Bu ülkede “aile bütünlüğü” korundukça kadınların şiddet beyanı bastırılıyor.
Bu ülkede kurumlar “iç huzur” adına mobbinge uğrayan kadınları susturmak için birleşiyor.
Devletin tüm yapıları “aileyi koruyacağız” derken kadınları erkek şiddetine karşı korumuyor.
Aslında korumak istemiyor!
Kurumsal Şiddetin En Kararlı Hali: Susmak ve Saklamak
Bu yıl pek çok kadın şunu söyledi:
“Çalıştığım kurumda mobbinge uğradım.”
“Üstüm beni tehdit etti.”
“Yöneticim şiddeti sakladı.”
“Kurum beni değil, erkeği korudu.”
Ama kimse konuşmadı.
Konuşamadı!
Çünkü kurumların çoğunda bir “siyasi kaygı duvarı” var:
• “İmajımız zedelenmesin.”
• “Kurum zarar görmesin.”
• “Bizimle ilgili kriz çıkmasın.”
• “Medya duymasın.”
Kadın neymiş?
Kurumun itibarı kadar önemli değilmiş meğer.
Devletin aileyi kutsayan politikası, kurumların da “kurumsal itibarı” kutsamasına dönüşüyor.
Peki kadınların itibarı?
Onun ismi yok!
İstatistikler Bir Ülkenin Aynasıdır — Ve Bu Ayna Kan İçinde
bianet’in Erkek Şiddeti Çetelesi (Kasım 2025) bize şu tabloyu veriyor:
– 25 kadın öldürüldü.
Bunların 17’si ev içinde. Yani tam da devletin “aile” diye kutsadığı yerde…
– 6 çocuk öldürüldü.
Üçü babası tarafından.Aile kavramının nasıl istismar edildiğinin en acı göstergelerinden biri.
– 23 çocuk istismar edildi.
Tarikat yurdu, okul, hastane, işyeri… Devletin göz yumduğu her alanda çocuklara erkek şiddeti bulaşıyor.
– 20 kadın seks işçiliğine zorlandı.
Bunların 5’i Türkiye yurttaşı bile değil. Göçmen kadınlar için bu ülke bir koruma değil, bir sömürü cehennemi.
– 33 kadın yaralandı.
Bir kısmı koruma kararına rağmen… Devletin koruması kağıttan bir duvar.
– 37 kadın ve 8 çocuk “şüpheli ölüm” olarak kaydedildi.
Bu ülke “şüpheli kadın ölümü”nü aydınlatmayı değil, idare etmeyi öğrendi.
Bu tabloda sadece erkekler suçlu değil.
Bu tabloyu mümkün kılan şey:
Devletin ideolojik tercihi!
Erkek Şiddeti, Devlet Politikasıyla Büyüyor
Bir ülkede erkek şiddeti artıyorsa, o ülkede devlet politikası yanlış demektir.
Bir ülkede kadın ölümleri normalleşiyorsa, o ülkede hukuk çürümüş demektir.
Bir ülkede kurumlar kadını susturuyorsa, o ülkede yönetim erkek şiddetinin ortağı demektir.
Bir ülkede “Aile Yılı” ilan edilip aynı yıl yüzlerce kadın öldürülüyorsa:
“Bu, aileyi değil, erkeği koruma yılıdır.“
Kadınlar Artık Daha Yüksek Sesle Söylüyor: “Susmayacağız!”
Mobbinge uğrayan kadınlar,
şiddet gören kadınlar,
kurumsal baskıya direnen kadınlar,
artık şunu iyi biliyor:
“Susmak hiçbir kurumu kurtarmıyor — sadece erkeği koruyor.“
Bu nedenle kadınlar konuşuyor, konuşacak:
Şiddeti saklamayacak.
Erkeği korumayacak.
Kurumların şiddeti örtmesine izin vermeyecek.
Çünkü kadınlar biliyor:
“Devlet susuyor, kurumlar saklıyor, erkekler saldırıyor.”
Bu üçlü düzen değişmeden kadın cinayetleri bitmeyecek!
25 Kasım’ın Cümlesi Bugün Daha Gür: “Kadınlar Yaşıyor, Direniyor!”
25 Kasım, sadece takvimde bir gün değil.
Bu ülkenin kadınlarının yüz yıllık direnişinin adı.
Kasım ayı raporları bir kez daha gösterdi:
Devlet kadınları değil, aileyi;
kadını değil, kurumun imajını;
çocuğu değil, erkek egemen düzeni koruyor.
Ama biz de biliyoruz:
Kadınlar birbirini korudukça erkek şiddeti örgütlü feminist mücadeleye çarpıp parçalanacak.
Ve biz;
bugün de, yarın da, her 25 Kasım’da haykıracağız:
Kadınların yaşam hakkı pazarlık değildir.
Erkek şiddeti kader değildir!
Bu düzen değişecek!
Şükriye ERCAN
Kaynak: 25 Kasım Özel Dosyası – bianet Erkek Şiddeti Çetelesi
Kaynak: bianet Erkek Şiddeti Çetelesi, Kasım 2025
(Kategorik tüm veriler, Evrim Kepenek’in hazırladığı bianet çetelesinden derlenmiştir.)
Görsel; evrensel net






