Bu Bir “Ahlak Sorunu” Değil, İktidar Sorunudur. Cinsel taciz ve tecavüz, çoğu zaman bireysel suçlar olarak ele alınır. Sanki mesele birkaç “sapkın” insanın davranışıymış gibi sunulur. Oysa bugün yaşananlar, bunun
Bu Bir “Ahlak Sorunu” Değil, İktidar Sorunudur. Cinsel taciz ve tecavüz, çoğu zaman bireysel suçlar olarak ele alınır. Sanki mesele birkaç “sapkın” insanın davranışıymış gibi sunulur. Oysa bugün yaşananlar, bunun
Emeğe, Patriarkaya ve Sömürü Düzenine Karşı Tarihsel Bir Başkaldırı Ateşten Doğan Bir Tarih 8 Mart bir takvim günü değildir. 8 Mart, kadınların tarih boyunca biriken öfkesinin, emeğinin ve direnişinin adı
Kadınlara yönelik şiddet, münferit vakaların toplamı değildir. Taciz, tecavüz, zorla evlendirme, çocuk yaşta evlilik, “namus” cinayetleri ve kamusal alanda hedef gösterme; hepsi aynı tarihsel damardan beslenir: erkek egemen iktidarın sürekliliği.
Tarihsel Bir Kesinti Olarak 1 Mart : 1 Mart 2003, Türkiye siyasal tarihinde yalnızca bir parlamento oylaması değildir. Bu tarih, sermaye birikim rejiminin savaş yoluyla yeniden düzenlenmesine karşı ortaya çıkan
İnsanlar binlerce yıl boyunca çevreye verdikleri zararı, doğayla kurdukları ilişkiyi ve bunun sonuçlarını sayısız biçimde kanıtlamıştır. Doğa ile insan arasındaki bu ilişkinin tarihi, aynı zamanda üretim biçimlerinin, mülkiyet ilişkilerinin ve
Bugün, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü.Maraş’tan Antakya’ya, Adıyaman’dan Diyarbakır’a, Antep’ten Malatya’ya, Malatya’dan Hatay’a uzanan büyük yıkımın ve tarifsiz acının üzerinden tam üç yıl geçti. Üç yıl geçti ama o
Derleyen: Aslı KotamanYayınevi: Nika Yayınları Feminist Yöntem: Arayışlar ve İzlenimler; feminist bilginin ne söylendiğinden çok, nasıl üretildiğini tartışan önemli bir derleme. Kitap, sosyal bilimlerde uzun süre “nesnel”, “tarafsız” ve
Rojava’ya dönük saldırılar anlatılırken hâlâ “denge”, “süreç”, “güvenlik” gibi kelimeler dolaşıma sokuluyor.Ama bu kelimeler gerçeği örtüyor. Gerçek şu ki hedefte olan, kadınların kazandıklarıdır. Bugün bu saldırıların merkezinde, Kürt kadınlarının Rojava’da
Zenginliğin arttığı bir dünyada, eşitsizlik derinleşmeye devam ediyor. Eşitsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. 21. yüzyılda kadınlarla erkekler arasında; Kuzey ile Güney, Doğu ile Batı arasında; aynı ülkenin nüfusu içinde
Kadın emeği için “görünmez” demek artık yetmiyor. Çünkü bugün kadın emeği, fark edilmediği için değil; bilinçli olarak kamusal alanın dışına itildiği için yok sayılıyor. Bu bir ihmal değil, bu açık






