“Kadınların başkaldırması, insanlığın başkaldırması demektir.” Birleşmiş Milletler Örgütü’nün son verileri (19 Kasım 2025), yeryüzünde 840 milyon kadının -yani 15 yaş üzeri yaklaşık her üç kadından birinin- yaşamlarında en az bir
“Kadınların başkaldırması, insanlığın başkaldırması demektir.” Birleşmiş Milletler Örgütü’nün son verileri (19 Kasım 2025), yeryüzünde 840 milyon kadının -yani 15 yaş üzeri yaklaşık her üç kadından birinin- yaşamlarında en az bir
Kadınlara yönelik şiddet, münferit vakaların toplamı değildir. Taciz, tecavüz, zorla evlendirme, çocuk yaşta evlilik, “namus” cinayetleri ve kamusal alanda hedef gösterme; hepsi aynı tarihsel damardan beslenir: erkek egemen iktidarın sürekliliği.
Şiddetin tanımını hep dışarıda aradık. Kadınların gözlerine çekilmiş perdelerde, çatlak kemiklerde, tutanak altına alınmış tehditlerde. Oysa şiddet, bazen ne bağırır, ne iz bırakır. Kimi zaman fısıldar. Kimi zaman da sessizliğin
2025 “Aile Yılı” olarak ilan edildi. Devletin bütün kurumlarıyla, bakanlıklarıyla, propagandasıyla, billboardlarıyla duyurduğu bir yıl. Ama kadınların hafızasında 2025, Aile Yılı değil: Şiddet Yılı, Kırım Yılı, Yas Yılı olarak yer






