BENİM YOLUM BENİM HİKÂYEM

Uzun zaman oldu bu hayatta yol alalı. Hayatı kavrayışım, farkındalıklarımın oluşması hiç kolay olmadı. Ama bir gün öğrendiklerimin çoğunun hayatın acımasız gerçeği karşısında yerle bir olduğunu fark ettim. O zaman anladım ki sorun bende değilmiş; kadın olmamdaymış.

Dünyaya yön vermiş filozofların bile çoğu (istisnalar hariç) kadına, bizim varoluşumuza düşmandı. Bunu yaşadığı çağla açıklamak bile mümkün değildi. Biz, hayata yenik başlayan bir tür olarak, yüzyıllar önce “gereksiz” ilan edilmiştik.

Pesimist bakışım iç açıcı olmayabilir ama yaşadığım coğrafya, dünyanın ağırlığı ve kadın olmanın “öteki”liği başka bir bakışa izin vermiyordu. Bu koşullar erken büyüttü hepimizi; hem toplum hem aile… Ama ne gam? Biz kızdık, kardeştik, eştik, evlattık, anneydik… Fakat kadın olamadık.

Bu yol hikayesi, tüm bu toplamın içinde verdiğim mücadelenin adı. Beni bazen aidiyetsiz, bazen köksüz hissettirdi ama yine de ayakta tuttu. Bu yüzden ben hep kapıya yakın oturdum; her an gitmeye hazır, her an yeni bir yol hikayesi yazmaya meyilli… Bu kadar kötülüğün olduğu bir evrende iyi kalmaya çalışmak yorucu, yıpratıcı ve çoğu zaman imkansızdı. Ama yine de çabaladım. Kadındım, anneydim ve her düştüğümde yeniden başladım.

Kooperatif hikayem de böyle bir yeniden başlama çabasıydı. Yolun sonuna hızla giderken son hamlem midir, son çırpınışım mıdır bilmem. Ama bir evin balkonunda, üç dört kadınla yaptığımız sıradan bir sohbet sırasında filizlendi. “Kadınlar için ne yapabiliriz?” diye konuşurken, zihnimin bir köşesinde yıllardır sakladığım düşüm bir anda el kaldırdı. Ben de söz verdim ona. Böyle başladı bizim hikayemiz.

El yordamıyla, yarım bilgilerle hiç bilmediğim bir denize girdim. Ama bu yolculuğu kadınlarla birlikte yürümek, onlara bir amaç, bir dayanışma kapısı açmak, birlikte güçlenmek fikri bana ışık oldu. Kooperatifçiliğin ayrıntıları başka bir yazının konusu olsun. Ama özü şudur; Ekonomik zorluklar karşısında kadına tutunacak bir dal olmak, zorbalığa uğradığında yanında durmak, onun varoluş savaşında yalnızlığını hafifletmek…Tüm bunların toplamıyla yeniden bir yola çıktım. Dokundum, hissettim. Bu duygu başkaydı ve ben bunu sevdim. Çünkü sevince oluyor; buna inandım.

Neden mi yol hikayesi? Çünkü ben yol hikayelerini hep sevdim. Bir yerden bir yere, bir insandan diğerine geçerek, dokunarak devam etmeyi… Ardıma bakmadım; baksam gidemezdim. Çünkü hep bir parçamı bıraktım geride. Ama iyi ki bırakmışım. Bu, beni insan yapan şeydi.Hayat, bir otobüs camından dışarı bakmak gibiydi ya da söküldükçe yeniden örülen bir ilmek! O ilmeğin neresinde durdum, durabildim mi bilmiyorum? Ama ne önemi var? Bir şeye başlarken amaç başarı değil; ait olabilmek, içinde olabilmek asıl mesele.

Ben romantik cümlelerin harcı olmadım hiç. Belki fırsatım olmadı. Ne çiçeklerin kokusunu hissedebildim ne kuşların sesini dinleyebildim. Hepsi yanımdan sessizce geçti. Bu hayata çok şey borçlandım; belki o da benden alacaklıdır, kim bilir.

Gonca Yılmaz

1 Votes: 1 Upvotes, 0 Downvotes (1 Points)

One Comment

(Hide Comments)
  • Duygu

    Kasım 25, 2025 / at 7:08 pm Yanıtla

    Beğendim

Duygu için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

Sosyal Medya
  • Facebook38.5K
  • X Network32.1K
  • Behance56.2K
  • Instagram18.9K

En Son Yazılarımızdan İlk Siz Haberdar Olun!

E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şurayı inceleyin:Gizlilik Politikamız

Advertisement

Loading Next Post...
Takip Et
Search Trending
Şimdi Popüler
Loading

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...