BU ÜLKEDE KİMLİK SÖYLEMEK…

Yıllar önceydi. Yaklaşık yirmi yıl kadar önce… Sürekli gittiğim bir marketin kasasında henüz işe o gün başlayan genç bir kız gördüm. Sessiz, ürkek ve gözleri hep yere yakın. İnsan daha ilk bakışta anlardı bu sessizliğin kişisel olmadığını. Bu, devlet, toplum ve tabi ki patriarka eliyle öğretilmiş bir sessizlikti. Bunu nerden anladım diye sorarsanız ben de tıpkı diğer tüm kadınlar ve kız çocukları gibi bir zamanlar bakışlarımı yere yakın tutmuştum. O aldıklarımı kasadan geçirirken sordum:

“Nerelisin?”

Durdu… O duruş, Türkiye’nin yüz yıllık inkâr politikalarının özeti gibiydi. Bu ülkede bazılarının kimliklerini söylemeden önce yüz kere düşünmeye alışmış olmasının sebebi kişilik meselesi değil; baskı meselesidir. Eminim ki şu an içinden “Lanet olsun! Yine mi bu soru?” diye geçiriyordu.

“Neden sordum ki gerek var mıydı onu tedirgin etmeye sanki yeterince ürkek değilmiş gibi ürkütmeye?” diye geçiriyordum ben de içimden. Sorunun etkisini kırabilmek için olabildiğince büyük bir gülücük tutturdum yüzüme.

Sonunda, çekinerek “Mardinliyim,” diye cevap verdi. “Neresinden peki?” dedim, bir kez başlamıştım devamını getirmeliydim. Biraz daha sıkışarak “Kızıltepeliyim,” kelimelerini salıverdi dudaklarının arasından. Kürt mü Arap mı olduğunu sormadım, o da söylemedi ya da söyleyemedi. Çünkü bu ülkede bazı insanlar kendi adını kendi sesiyle söylemeyi bile tehdit gibi hisseder hâle getirildi. Devlet okullarında dili yasaklandı, geçmişi susturuldu, tarihi unutturulmaya çalışıldı, siyaseti kriminalize edildi; Batı metropollerinde ise insanlar ona hep temkinli baktı.

Kürt olduğunu gizlemeye çalışıyordu ama gizlenmeye çalışılan şey zaten çoktan anlaşılmıştı. Sesindeki titreşimden, bedenindeki gerilimden, yüzündeki yorgunluktan… Bu ülke o yorgunluğu çok insana giydirdi. Özellikle de Kürtlere!

Sekiz kardeş gelmişler İstanbul’a çalışmaya. Ekmek parası için gelen bir halk, yıllarca ‘devlet düşmanı’ gibi muamele gördü. Kimliği, haberi, konuşması, türküsü bile tartışma konusu oldu. Ve işte o gün karşımda duran genç kızın duraksaması, bütün o tarihin yansımasıydı.

Ben o an şunu anladım: Bu ülkede bazıları kim olduklarını saklamıyor, saklamaya zorlanıyor. Saklamazlarsa etiketleniyorlar. Söylerlerse önyargıya maruz kalıyorlar. Konuşurlarsa suçlanıyorlar. Sussalar şüpheli bulunuyorlar. Bu yüzden o genç kızın sesindeki kısılmayı ben unutmadım. Çünkü o ses yalnızca bir bireyin fısıltısı değil, bu devletin, bu toplumun, bu düzenin Kürtlere yıllardır kurduğu baskının sesiydi.

Ve açık konuşalım. Bir ülkede bir halk kendi kimliğini söylerken bile ürküyorsa orada sorun halkta değil; devlettedir. Sorun kültürde değil, sistemdedir. Sorun insanda değil; yıllarca “Sen sus!” diyen zihniyettedir.

Yirmi yıl geçti. Peki ne değişti? Gerçekte hiçbir şey. Kürtler hâlâ kimliklerini söylerken önce çevreyi tartıyor, Türkiye metropollerinde, kamusal alanlarda dillerini konuşurken hâlâ sorun yaşıyor, belediyeleri hâlâ gasp ediliyor, siyasetleri hâlâ suç gibi gösteriliyor. Baskı sadece yöntem değiştirdi, özü aynı kaldı.

Bugün yine herhangi bir marketteki genç bir Kürt kızının bakışı, yirmi yıl önce gördüğüm o bakışla aynı: temkinli, öğretilmiş bir korkuyla bezeli.

‘Bu ülke değişti,’ diyorlar ya, hayır. Değişen tek şey baskının kılığı. Kendisi aynı yerde, olduğu gibi duruyor.

Ben bu anımı hiç unutmadım. Çünkü o gün orada duran genç kız tek başına değildi. Yanında koskoca bir halkın susturulmuş sesi duruyordu.

Gülcan PANDORA

görsel: arthipo

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

2 Comments

(Hide Comments)
  • Duygu

    Kasım 28, 2025 / at 8:55 am Yanıtla

    Nereli olduğunu söylemek için düşünmek…Evet,düşünen oluyor.

    • Gülcan

      Kasım 28, 2025 / at 10:49 pm Yanıtla

      Ve düşünmek zorunda kalmaları hala…..!

Leave a reply

Sosyal Medya
  • Facebook38.5K
  • X Network32.1K
  • Behance56.2K
  • Instagram18.9K

En Son Yazılarımızdan İlk Siz Haberdar Olun!

E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şurayı inceleyin:Gizlilik Politikamız

Advertisement

Loading Next Post...
Takip Et
Search Trending
Şimdi Popüler
Loading

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...