
Erkek İktidar Krizi, Ataerkil Tuzaklar ve Dijital Alanda Kadınlara Yönelik İtibarsızlaştırma Pratikleri
Dijital kamusal alanda son yıllarda giderek görünür hâle gelen itibarsızlaştırma, dedikodu ve örtük baskı pratikleri bireysel çatışmalar ya da “iletişim kazaları” olarak okunamaz. Bu pratikler, erkek egemen iktidar ilişkilerinin güncel biçimlenişine işaret eden yapısal ve politik bir sorunun parçasıdır. Özellikle yazan, konuşan, eleştiren ve kolektif mücadele içinde yer alan kadınlara yönelen bu saldırılar, ataerkinin kriz anlarında devreye soktuğu dolaylı şiddet biçimleri olarak ele alınmalıdır.
Erkekler arası iktidar mücadelesinde kadınlar hedefe konulmaktadır.
R. W. Connell’in hegamonik erkeklik kuramı, erkeklerin iktidarı yalnızca kadınlar üzerinde değil, aynı zamanda birbirleri üzerinde kurduklarını ortaya koyar. Erkekler arası ilişkiler, rekabet kadar sessiz uzlaşmalara da dayanır. Bu uzlaşmanın temel koşulu ise patriarkanın ortak çıkarlarının korunmasıdır.
Bu bağlamda dikkat çekici bir durum ortaya çıkar: Erkekler, kendi aralarındaki iktidar mücadelelerini çoğu zaman açık çatışmaya dönüştürmezken, bu mücadelenin gerilimini kadınlar üzerinden boşaltır. Kadınlar eleştirdiğinde, söz aldığında ya da erkek egemen yapılara itiraz ettiğinde, birdenbire “kurumsal hassasiyet” “dostluk” “birliği koruma” söylemleri devreye sokulur. Aynı hassasiyet kadınlar hedef alındığında ise ortadan kaybolur. Bu seçici tutum, bireysel değil; yapısal bir erkek dayanışmasının ürünüdür.
Erkek İktidarının Krizi ve Dolaylı Şiddet
Bell Hooks, patriarkanın yalnızca baskı değil aynı zamanda kriz yönetimi üzerinden işlediğini vurgular. Kadınların kamusal alandaki varlığı arttıkça, erkek egemen sistemin doğrudan kontrol mekanizmaları zayıflar. Bu zayıflama, açık şiddetin yerini daha “görünmez” ama etkili yöntemlerin almasına yol açar.
Bu noktada erkek şiddeti biçim değiştirir:
Doğrudan bastıramadığı kadını yıldırmaya, yalnızlaştırmaya ve itibarsızlaştırmaya yönelir. Dijital alan, bu dolaylı şiddetin en işlevsel mekânlarından biri hâline gelmiştir. Sahte hesaplar, kapalı gruplar, fısıltı gazetesi ve ima dili erkek iktidarının kriz anlarında başvurduğu araçlardır.
Tuzak Kurmak: Ataerkil Zihniyetin Sürekliliği
Sylvia Federici’nin tarihsel analizleri, ataerkinin yalnızca ideolojik değil; bedensel ve duygusal denetim mekanizmalarıyla sürdürüldüğünü gösterir. Federici’nin cadı avları üzerine yaptığı çalışmalar, bugün yaşanan itibarsızlaştırma pratiklerinin tarihsel bir sürekliliğe sahip olduğunu ortaya koyar.
Açık şiddetin meşruiyetini kaybettiği dönemlerde patriarka, tuzak kurma stratejilerine yönelir. Bu, tarihsel olarak “avlanma” metaforuyla iç içe geçmiş bir erkeklik pratiğidir. Bugün dijital alanda kurulan tuzaklar—dedikodu, ahlaki ima, özel hayatın silahlaştırılması—ataerkil zihniyetin güncel biçimleridir.
Kadınların Kadınlara Karşı Konumlandırılması
Judith Butler’ın toplumsal cinsiyetin yeniden üretim süreçlerine dair analizleri, patriarkanın yalnızca erkekler aracılığıyla değil, normları içselleştiren öznelikler üzerinden de işlediğini gösterir. Bu bağlamda patriarkanın en sinsi stratejilerinden biri, kadınları kadınlara karşı konumlandırmaktır.
Kadınlar arası çatışma görüntüsü çoğu zaman kendiliğinden değildir. Erkek egemen aklın yönlendirdiği bir parçalama pratiğidir. Erkeklerin doğrudan yapamadığını kadınlara yaptırması-kadını ahlaki olarak yargılatmak, itibarsızlaştırmak, yalnızlaştırmak—ataerkil düzenin kendini yeniden üretme biçimlerinden biridir.
Bu noktada feminist literatürün altını çizdiği önemli bir gerçek vardır:
Kadın olmak, otomatik olarak feminist bilinç sahibi olmak anlamına gelmez. Erkek egemen yapılarla işbirliği yapan, patriarkanın dilini ve yöntemlerini yeniden üreten kadınlar, sistem açısından son derece işlevseldir ve bu durum kadın mücadelesi için ciddi bir risk oluşturur.
İtibar Suikastı: Yeni Dönemin Ataerkil Silahı
Kadın ahlaki olarak “düşürülemediğinde” bu kez siyasal ve entelektüel olarak baskı altına alınır. Susturulamayan kadınlar için son aşama itibar suikastıdır. Bu suikast bireysel değil, kolektif biçimde yürütülür; erkek egemen dayanışmanın ürünüdür.
Burada mesele eleştiri değil, sistematik yok etme girişimidir. Eleştiri şeffaftır itibarsızlaştırma ise karanlıkta yürütülür.
Sonuç: Fail Erkek İktidarıdır, Kadın Mücadelesi Geri Çekilmeyecektir
Bu değerlendirme açıkça göstermektedir ki dijital alanda ve örgütsel yapılarda yaşanan bu sinsi pratiklerin faili kadınlar değil, erkek egemen iktidar ilişkileridir. Kadınlar hedef alınmakta, fakat suçlu ilan edilmektedir.
Ancak ataerkil sistemin hesaba katmadığı bir gerçek vardır:
Kadın mücadelesi artık geri çekilen bir hatta değildir. Kadınlar söz aldıkça, yazdıkça, dayanıştıkça bu tuzaklar görünür hâle gelmektedir.
“Ve görünür olan her şey, eninde sonunda çöker.“
Kullanılan Kuramsal Çerçeve (Referanslar)
• Federici, S. – Caliban and the Witch
• Butler, J. – Gender Trouble, Undoing Gender
• Hooks, b. – Feminist Theory: From Margin to Center
• Connell, R. W. – Masculinities






