5- TEVRAT VE KUR’AN-I KERİM’DE PATRİARKA

“Seninle ve soyunla yaptığım anlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki ‘’erkeklerin’’ hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız; sünnet, aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da sünnet olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil, sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklar boyunca sürecek bu; evinizde doğan ya da satın aldığınız her erkek çocuk sünnet edilecek. Bedenlerinizdeki bu belirti, sonsuza kadar sürecek antlaşmanın simgesi olacak.” (Genesis 17: 10, 11, 12, 13)

Bu ayet Eski Ahit Yaratılış kitabından. Tanrı İbrahim ile bir anlaşma yapar; soyunun çok kalabalık olacağı, milletler ve krallar çıkaracağı ve Kenân diyarı’nın ona ebedi mülk olarak verileceğni vaat eder. Hemen ardından da bu anlaşmanın belirtisi olarak tüm erkeklerin sünnet edilmesi gerektiğini söyler. Günümüzde de sünnet; erkek çocuklarının atalarının geleneğine kabulünü simgeleyen bir Yahudi ve İslam töreni. Kendisi de bir Yahudi olan tarihçi Gerda Lerner; Tanrı ve insanlık arasındaki bu anlaşmanın ve kutsal vaadin, aslında sadece Tanrı ile insanlığın yarısı arasında bir anlaşma olduğunu söylüyor.


Bir önceki yazımızda yine Eski Ahit’teki yaratılış hikayesine bakmış ve yaratılış anlatısının nasıl çok açık bir erkek-kadın hiyerarşisi kurduğunu görmüştük. Bu yazımızda da kökeni eskide yer alan ve kendisinden sonra gelen kutsal kitaplara da ilham olmuş bazı hikayelere toplumsal cinsiyet çerçevesinden bakacağız.
Kur’an’da yer almamasına rağmen Müslüman toplumlar arasında da oldukça yaygın bir uygulama olan sünnetten başlayalım. Gerda Lerner, The Creation Of Patriarchy kitabında bu olay için şunu söylüyor: Yahve (Tanrı), Sara’yı dahil etmeden sadece İbrahim ile bir anlaşma yapar ve böylece ataerkil liderin ailesi üzerindeki liderliğine ilahi onay verir. Sara, anlaşma pasajında sadece İbrahim’in soyunun taşıyıcısı olarak anılır. Anlaşma ilişkisi sadece erkeklerle; önce İbrahim ve sonra İsmail ve Sara’nın oğlu İshak ile yapılır. Kitapta İshak’ın sadece İbrahim’in oğlu olduğundan bahsediliyor.


Dahası anlaşma yapılan topluluk; anlaşmanın simgesi olarak seçilen sembolden de anlaşılabileceği gibi, sadece erkeklerden oluşan bir topluluk olarak tanımlanmış: Sünnetli penis….

Dolayısıyla Tanrı; insanlığı korumak, gözetmek ve onlara dünya üzerinde yöneticilik vermek için bir anlaşma yaptığında, bu anlaşma sadece erkekler için geçerlidir; kadınlar değil. Böylece insanlığın yarısı bu anlaşmanın dışında kalmıştır. Kur’an Tevrat’tan yüzlerce yıl sonra yazılmasına ve bir çok açık ayrımcı ifadenin kalkmış, daha eşitlikçi bir hal almış olmasına rağmen Kur’an’da Allah birçok peygamber ismi sayar ve onlara iman, kitap, hikmet, büyük mülk ve hakimiyet verdiğini söyler; ama aralarında tek bir kadın karakter yoktur.

Şimdi Tevrat’ın başka bir bölümüne geçelim; burada erkekler, kadınların değerini üreme yetenekleri üzerinden tanımlamıştır. Rahel, Yakup’un çocuğu olmadığını görünce kız kardeşini kıskanmış ve Yakup’a “Bana çocuk ver, yoksa ölürüm!” demiş. Yahudi hukukuna göre evli bir çiftten koca, çocuk sahibi olmadan ölürse dul kadının, ölen kocasının erkek kardeşi ile evlenmesi gerekir; buna levirat evlilik denir. Tanıdık geldi mi?.


1973 yılında Halil Refiğ’in yönetmenliğini ve senaristliğini yapmış olduğu, başrollerinde Türkan Şoray’ın oynadığı levirat evliliğini anlatan Sultan Gelin filmini hatırladınız mı?. Film zaten başlık parası pazarlığı ile başlar.

Gerda Lerner bu konuda kadının amacını (üreme) tam olarak yerine getirebilmesi için tekrar evlenmesi gerektiğini, ailenin oğullarının dul eşi olarak ona para ödediğini, böylece ailenin onun mülkiyetine sahip olduğunu, o yüzden kadının boş kalmasına izin verilmediğini söyler. Lerner tam olarak şöyle diyor:
“Aile onun masraflarını karşılamış, onu satın almış ve ona sahip olmuştur. Aile malının atıl kalmasına izin veremezdi; satın alınmış parası ödenmiş ve çocuk doğurabilecek durumda olan bu kadının kocasız kalmasına izin verilemezdi.”.


Kadınlar gerçekten üreme aracı olarak görünüyordu. Eğer bir kız çocuğu olarak büyürken tek değerinizin ve amacınızın annelik olduğunu sık sık duyarsanız kısırlık, ölümden daha kötü gelebilir. Bu, Eski Ahit’teki birçok yürek burkan kadın hikayesini açıklıyor: Kadınlar çocuk sahibi olamadığında tamamen paniğe kapılıyorlar. Sara’nın İbrahim’e yaptığı gibi kocalarına köle kadınlardan çocuk sahibi olmalarını söylüyorlar; en azından onlar aracılığıyla çocuk sahibi olabiliyorlar. Bu zihniyetin günümüzde hala nasıl işlediğini görebiliyor musunuz?. Toplum hala çocuk sahibi olmayan kadınlara nasıl davranıyor?.

Tevrat’ın yazıldığı dönemdeki kadınların ve LGBTİQ+ların doğrudan aşağılandığı durumdan bahsedelim birazda. Uyarmalıyım; şimdi anlatacaklarım şiddet içeriyor ve tecavüzü tasvir ediyor, o yüzden rahatsız olabilirsiniz. Ama bu hikayeleri şok etkisi yaratmak için değil; kutsal kitaplarda yer almaları ve o dönemdeki kadınların değerini çok açık şekilde gösterdiği için paylaşıyorum.


Bu; Tevrat’ta Sodom ve Gomora hikayesinde geçen, Kur’an’da da yer alan Lut’un hikayesi. Tevrat’ta tuz sütununa dönüştürülen, Kur’an’da da helak olmasına izin verilen “yaşlı kadın” diye anılan, Lut’un karısıdır. Hikaye her iki inanç metninde de hemen hemen aynıdır. İki melek Sodom’a gelir. Lut heyecanlanarak onları geceyi geçirmeleri için evine davet eder. Erkek melekler “Yok, biz burada iyiyiz, geceyi şehrin dışında geçiririz” derler ama Lut ısrar eder. Israra dayanamayan melekler Lut’la birlikte onun evine gider. Onlara akşam yemeği hazırlanır ve aniden evin etrafının kasabadaki tüm erkekler tarafından kuşatıldığını fark ederler.
Tekvin’de genç yaşlı herkesin dışarıda olduğu ve Lut’un evindeki iki yabancının veya meleklerin dışarıya çıkmasını istediklerini, böylece onlara tecavüz edebilecekleri söyleniyor. İşte Lut’un kelimesi kelimesine cevabı: “Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın. Erkek yüzü görmemiş iki kızım var, size onları getireyim; ne isterseniz yapın. Yeter ki bu adamlara dokunmayın çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler.” (Tekvin 19:7, 8). Kur’an’da ise hikaye birkaç değişiklikle birlikte hemen hemen aynı biçimde gerçekleşiyor. Hicr 71. Ayet’te: “Eğer dediğinizi illa da yapacaksınız işte şunlar benim kızlarım, onlarla evlenin” diyor. Hemen ardındaki 72. Ayet ise adamların şehvetten sarhoşluk içinde sağa sola sarkıntılık ettiklerinden bahsediyor.


Tevrat’ta Hakimler 19. bölümünde yine benzer bir olaydan bahseder. “Levili ve Cariyesi” diye bilinen bu hikayede yine bir grup tecavüzcü bir adamın evini kuşatıyor ve adamın erkek misafirini istiyorlar. Ev sahibi yine bakire kızını şehrin serserilerine teklif ediyor ancak misafir adam bunun yerine kendi kadınını dışarıya atıyor. Kadın sabaha kadar tecavüze uğruyor ve aldığı yaralar sonucu kapının eşiğinde ölüyor. Adam sabah uyanıp kapının eşiğinde yüzüstü yatan kadını gördüğünde hiç telaşlanmıyor, nasıl olduğuna bakmıyor; sadece “Haydi artık gitmeliyiz” diyor.


Bu hikayelerde ele alınacak çok şey var. Örneğin eşcinsel biri olarak bu hikayeleri okusam ne hissederdim, hayal bile edemiyorum. Eşcinsellik o kadar iğrenç görünüyor ki bir erkek; karısının ve kızlarının toplu tecavüze uğrayıp öldürülmesini, eşcinselliğe izin vermekten daha çok tercih ediyor. Beni bu hikayeleri okuduğumda en çok üzen ise bu anlatılardan sonra kadınların değerinin daha da düşmesi. Her iki kitapta da Tanrı’nın Lut’u doğru ve haklı kabul ettiği yazıyor. Ancak Tanrı’dan bunun doğru olmadığına dair hiçbir söz yok. Kızlarına öyle davranılmasından, bir hayvana atılmış et parçaları gibi muameleler görmelerinden üzüntü duyduğunu belirten hiçbir ifade yok.


Bu ifadeler binlerce yıl boyunca kadınların, eşcinsellerin kendilerine bakış açılarını ve cinsiyete dayalı şiddet beklentilerini nasıl etkilemiş olabilir?.
Bu sahneler; erkeklerin, kadınların ve eşcinsellerin değerine bakış açılarını ve cinsiyete dayalı şiddet tutumlarını nasıl etkilemiş olabilir?.


Hayatımın en azından ilk 20 yılını bu kitapların Tanrı’nın sözü olduğuna inanarak büyüdüm ve hala inancın insanların duygularını dahi etkileyen o güçlü yönüne saygı duyuyorum. Bu yüzden kadınların boyun eğdirildiği veya erkeğin kadının üstünde konumlandırıldığı veya korumacı bir tavırla cinsiyetçilik yapılan bölümleri okuduğumda; acaba şu anda dünyada kaç milyon kadın ve erkek, kadınları erkeklerden aşağı gören bir inancı içselleştirdi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Kutsal kitaplara inanan biri iseniz bile kitapların patriarka etrafında şekillendiğini; dünyanın dört bir yanındaki toplumları biçimlendirmedeki güç ve etkisini ve öğretilerinin kadınlara verdiği zararı inkar etmeniz mümkün değil.


Ancak keşfettiğim iki şey bu açıdan iyileşmeme yardımcı oluyor. Birincisi; bu kitapları kimin yazdığını ve hangi koşullarda yazıldığını öğrenmek. Bu kitaplarda yer alan kadın ve LGBTİQ+ düşmanlığının geçmişte yaşamış bizim gibi insanların eseri olduğunu anlamak. İkincisi ise adaletsizliği ve zararı dile getirirken inançlarına bağlı kalan kadınların çalışmalarını okumak. İnanç olarak karşılarına çıkarılan patriarka ile mücadele ederken bu metinler neden kadınların lehinde veya aleyhinde, kadınlar yapabilir mi, yapamaz mı, yapmalı mı yapmamalı mı, inanç metinleri erkekler tarafından, erkekler için ve erkekler aracılığı ile mi anlaşıldı gibi soruları sorabilen kadınlar. Çünkü ancak feminist bir inanç sistemi sayesinde tüm oğlan ve kız çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz. İlk kadın hahamlardan biri olan aynı zamanda feminist Elyse Goldstein; Fatma Mernisi, Amine Vadud, Gonca Kuriş, Hidayet Tuksal, Berrin Sönmez ve bu dergide birlikte çalışmaktan çok zevk aldığım Zühre ve Nur Sultan gibi kadınlar ve daha niceleri….

Onlara kalpten, büyük bir teşekkürle yazımızı sonlandıralım.
Bir sonraki yazımızda insanlık tarihinin en etkili kültürlerinden biri olan Antik Yunan’ı toplumsal cinsiyet çerçevesinden inceleyeceğiz. Şimdilik HOŞÇAKALIN.

İlkay AKGÜN MCMULLEN

Kaynakça
Kur’an ve Meali, (Ömer Çelik meali)
İslam Ansiklopedisi
Gerda Lerner, The Creation of Patriarchy
Elyse Goldstein, “Seeing Torah Through a Feminist Lens”
Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim
Dergi Park, “Tevrat’ın Lut Kıssası Üzerine Bir Araştırma”
OMÜ-Akademik Yönetim Sistemi-Tekvin
Amy McPhie, “Breaking Down Patriarchy”

1 Votes: 1 Upvotes, 0 Downvotes (1 Points)

Leave a reply

Sosyal Medya
  • Facebook38.5K
  • X Network32.1K
  • Behance56.2K
  • Instagram18.9K

En Son Yazılarımızdan İlk Siz Haberdar Olun!

E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şurayı inceleyin:Gizlilik Politikamız

Advertisement

Loading Next Post...
Takip Et
Search Trending
Şimdi Popüler
Loading

Signing-in 3 seconds...